Seçmene dokunmak / Soner Yalçın

En son şubat ayı başında Sivas’ta yaptığı mitingte gördüm; Erdoğan vatandaşları azarlamaya başladı…
Halkla iletişim dilini en iyi kullanan Erdoğan, demek bu seçimde liderlikten patronluğa geçiş yaptı!
Seçmenin aklından çok duygularına hitap eden Erdoğan, “emreden patron” olma yolunda hızla ilerliyor. Ama konum Erdoğan değil; tüm politikacılar!
Adı, Şeyda Taluk
1980’ler sonunda Fransa‘ya gitti. Paris 8 Üniversitesi‘nde siyaset ve hukuk üzerine yüksek lisans yaptı. College de France’da solcu düşünür Antonio Negri‘nin siyaset felsefesi derslerine katılıp doktorasını yaparken…
Hocalarının danışmanlık yaptığı Sosyalist Parti adayı François Mitterrand‘ın ikinci dönem seçim kampanyasında çalıştı. Bu çalışma meslek seçiminde yol ayrımına sebep oldu: “Spin Doctor” / “Siyasi Danışman” olmaya karar verdi. Bunun için sadece teorik bilgi yeterli değildi; sahaya inmesi gerekiyordu. Bu sebeple…
İngiltere‘de İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn‘in milletvekilliği seçim kampanyasında görev aldı.
ABD‘de Demokrat Parti adayı Bill Clinton‘ın başkanlık seçim kampanyasında bulundu. Clinton’a başkanlık yolunu açan, -Tony Blair’den Ehud Barak’a kadar liderlerle de çalışan- James Carville‘den “kampanya teknikleri” dersi aldı.
Türkiye’ye döndüğünde Cem Boyner‘in partisi Yeni Demokrasi Hareketi ile çalıştı.
1999 seçiminde ANAP’a, kadın ve genç seçmenlere ulaşmanın yol haritası raporunu sundu. ANAP yöneticisi, “Burası Türkiye, kendinizi ABD’de mi sanıyorsunuz?” diye dalga geçti! Aynı tarihte Erdoğan ve arkadaşları İstanbul’da başlattıkları benzer yol haritasını, sokak sokak- mahalle mahalle Türkiye’ye yayıyordu…

Aklıma ilk gelen

Şeyda Taluk…
Yeditepe ve Bahçeşehir üniversitelerinde öğrencilere, “siyasal kampanya”“ikna ve iletişim” dersleri veriyor.
AWID, ASHOKA gibi uluslararası sivil toplum kuruluşlarının Türkiye ve Orta Doğu temsilciliğini yapıyor.
Siyasal ve sosyal iletişim danışmanlığını sürdürüyor.
Ve geçen hafta, “Seçim Nasıl Kazanılır: 101 Tavsiye” adlı kitabını çıkardı. Dünya çapında başarılı olmuş siyasal kampanyalar ilgimi çektiği için hemen okudum.Aklıma ilk gelen; “siyasi liderler kitabı hemen okumalı ve tüm parti kademelerine bu kitabı mutlaka önermelidir” oldu.
Siyasal kampanyalarda amaç Batı’da olanı kopya etmek değil. Şeyda Taluk’a “Burası ABD değil” diyen ANAP, aynı seçimde Bill Clinton’ın kampanyasının benzerini yaptı. Seçim kampanyasının merkezine Berna Yılmaz‘ı yerleştirdi. Halbuki…
Clinton’ın 1998 kampanyasında eşi Hillary’in odak yapılmasının sebebi, Monica Lewinsky ile yaşanılan seks skandalının üzerini kapatmaktı! Clinton eşi üzerinden yine başkan seçilirken, aynı yöntemle ANAP barajı zor aştı!
Şeyda Taluk kitabında benzer örnekler sunuyor. Muharrem İnce‘nin “kötü bir Erdoğan taklidiyle” seçimi nasıl kaybettiğine dair ayrıntılı bilgiler veriyor. “Siyasal başarı, büyük ölçüde amacın doğru tanımlanmasına bağlıdır” diyor.
Salt “Erdoğan’ı yıkma” kampanyası sizi iktidar yapmaz! İşin sırrını “Alice Harikalar Diyarında” romanından veriyor:
-Alice: Lütfen söyler misin bana, buradan ne yana gidebilirim?
-Kedi: Bu gitmek istediğin yere bağlı.
Kimi liderler hâlâ hangi yöne gitmek istediğinin kararını vermiş değil! Oysa kararsızlık daima seçim kaybettirir…

Muhafazakâr desteği

CHP’de “sağ aday”- “çarşaf açılımı” gibi tartışmalar hep gündemde olduğundan, Şeyda Taluk’un 88’inci tavsiyesindeki anısını paylaşayım:
“1997 seçimlerinde Jeremy Corbyn’in yanında katıldığım seçmen toplantılarından biri de İrlanda Katolik Kültür Merkezi’nde gerçekleşmişti. Toplantıya katılan İrlandalıların çoğu dindar muhafazakârdıSolculardan da hiç hoşlanmıyorlardı Corbyn hariç.
O toplantıda, haklarında ‘Babam İçin’ adlı filmin de yapıldığı Guildford 4 ekibinin aile bireyleriyle de tanıştım. Bombalamadan sorumlu tutulan ve yaşa dışı IRA üyesi olmakla suçlanan dörtlünün aile üyelerinden bazı kişiler de tutuklanmış, hepsi işkence görmüştü. Terörle mücadelede insan haklarının hiçe sayıldığı İngiltere dönemiydi. Yıllar süren hukuk mücadelesinden sonra ekibin suçsuz olduğu anlaşıldı. İşte Corbyn o yıllarda, insan hakları savunucusu olarak, herkesin yanlarına yaklaşmaktan korktuğu bu ailelerin hep yanı başında olmuş, haklarını savunmak için büyük mücadele vermişti.
Bu nedenle İngiltere’de yaşayan İrlandalılar her zaman Corbyn’i desteklemeye devam etti. Bu dindar ailelerin yanında Corbyn ateistliğinden en ufak ödün vermeyi düşünmüyordu bile. İnsanlar onun ateistliğini bilse de her zaman güvenecekleri dürüst, sağlam karakterli bu adama destek vermekten kaçınmıyorlardı. Çünkü ne zaman başları sıkışsa Corbyn hep yanlarındaydı…”
Hangi görüşte olursa olsun seçmene dokunmadan, derdine derman olmadan başarı kazanamazsınız!
Siyaset yapan ve yapmak isteyenlere Şeyda Taluk’un, seçim kampanyası dersleri içeren kitabını tavsiye ederim…

Bu yazı Soner Yalçın’ın Sözcü gazetesindeki köşesinde 22.02.2019 tarihinde yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s