31 Mart’a Giderken 72 Saate Dikkat!

Geçenlerde, muhalif bir partinin üst düzey yöneticilerinden bir tanıdığımla sohbet ederken ona rekabetin yüksek olduğu bazı şehirler hakkında düşüncesini sorduğumda, bana şöyle bir cevap verdi : …..’da kazanırız. ……’da da kazanırız. …………..’da kesin kazanıyoruz. Sonra eve döndüm, bu şehirlerde son 10 yılın seçim sonuçlarına baktım, seçmenin kaymalarını özenle anlamaya çalıştım, yapılan araştırmalara göz attım, (seçim öncesi yapılan araştırmaların çoğuna güvenmediğimi söylemek zorundayım, bununla ilgili bir yazıyı daha önce Odatv için kaleme almıştım) birden fark ettim ki, son bir haftaya girilmesine rağmen muhalefet kanadında ne kadar seçmenin kendilerine oy vereceğiyle ilgili net bir bilgi yok. Oysa, siyasi partilerin çoğunun, kendi lehlerine kullanılacak oy sayısı hakkında gerçekçi bir tahmine sahip olmaları gerek.

Elbette, sandıkta bazı sapmalar olacak ancak siyasi partilerin tabanlarına hakim olamadığı bir kampanyanın kazanması mümkün değil. (Türkiye’de ciddi bir tepki oyu var, muhalefet genellikle buna güveniyor ancak bu tepki gerçek bir siyasi tabana dönüşemiyor.)

24 HAZİRAN GECESİ BİRÇOK SEÇMENİN AKLINDAN ÇIKMAYACAK

24 Haziran 2018 Gecesi, birçok seçmenin aklından çıkmayacak. O geceyle ilgili soru işaretleri bir yana muhalif siyasi partilerin süreci yönetemediklerine tanık olduk. Umarım bu kez aynı şeyleri yaşamayız. Siyasal kampanyalarda “Son 72 Saat Kuralı” diye bir şey vardır. IPSOS’un 2018 seçimlerinden sonra yaptığı araştırmaya göre, seçmenlerin yüzde 5’i oy tercihini sandık başında, yüzde 6’ı son haftada, yüzde 13’ü de son iki ayda belirledi. Bu durum, dünyanın birçok ülkesinde de farklı değil, yüzde 10 oranına varan son dakika seçmeni var. Aslında “Son 72 Saat”, her şeyin bittiği değil, sizin ve gönüllülerinizin son bir gayretle daha yoğun bir biçimde mobilize olduğunuz süreç, bunu çok iyi değerlendirmek için elinizden geleni yapmalısınız.  Seçim gününe kadar ve hatta sandıklar kapanana kadar kampanyayı sürdürmek çok önemli. Seçim yasakları kamusal alan için geçerli. Oysa sokaklarda mahallelerde ve telefon gibi iletişim araçlarıyla mücadeleyi sürdürmek mümkün. 

Aslında son 1 haftada kazanmak ya da kaybetmek mümkün. Peki ne yapmalı?

“Son 72 Saat”i iyi planlayın ve ne yapacağınızı iyi bilin. En güvendiğiniz insanları görevlendirin. Destekçilerinizle birlikte, ulaşamadığınızı düşündüğünüz ya da kararsız olduğunu düşündüğünüz seçmen gruplarıyla doğrudan iletişime geçin. Destekçilerinizi, gönüllülerinizi motive edin, onlarla zaman geçirin. İyi bir kumandan ekibinden ayrılmaz. Telefona sarılın, kişisel e-postalar atın, son dakika görüşmeleri yapın. Seçim gününe ve sonrasına hazırlanın. Sosyal medya kanallarınızdan etkin ve sürekli iletişim kuruşun, seçmenlerinizi bilgilendirin. 

Taban mobilizasyonu her şeyin başı. Parti gönüllüleri, saha görevlileri, kararsızlar, sandığa gitmeyi düşünmeyenler üzerinde tam saha markaj yapmak durumunda. Aman dikkat, kendi taraftarlarınızı mobilize edeceksiniz, rakibinizin değil. O nedenle söylediğiniz her söze dikkat etmeniz, karşı mahallenin seçmenlerini harekete geçirecek bir şey yapmamanızda yarar var. Size uzak duran seçmen gruplarına, onlara mesaj göndermeyi unutun. Daha önce yapamadığınız bir şeyi bu hafta yapamazsınız. Ancak kendi seçmeninizi var gücüyle çalışmaya cesaretlendirebilir, sizin için sahalarda, sandık başında olmasını sağlayabilirsiniz. Onlar da etrafındaki insanları sizin lehinize ikna edebilirler.

SEÇİM KAMPANYALARI İÇİN ALTIN KURAL

Şimdi size seçim kampanyaları için altın kurallardan birini açıklıyorum: Her 1 gönüllü 200 seçmeni etkileyecek, onun sandığa gelmesi, sizin lehinize oy kullanması için elinden geleni yapacak. Hemen listelerinizi yapın ve son haftanızı bu insanlar üzerinde çalışarak geçirin. Bunun çok önemli olduğunu belirtmek durumundayım. Dijital havarileriniz, sosyal medyadan daha çok genç seçmeni mobilize ederken, kadınlar ve erkekler sokaklarda olacak, seçim sonuçları açıklanana kadar dinlenme, eğlenme, uyku yok!

Seçmende kazanacağınıza dair inanç yaratmak için var gücünüzle bastırmalısınız. Özgüvenli tavrın seçmen üzerinde kanıtlanmış etkisi vardır. İknanın temel ilkelerinden biri de toplumsal kanıt ilkesidir. İnsanlar başkalarının kararlarından etkilenirler ve ona göre davranış biçimi geliştirirler. En çok etkilendiğimiz insanlar ise ailemiz, yakın arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, ortak zeminde buluştuğumuz, bize benzeyen insanlardır. Son haftada insanlarla buluşabilecekleri ve kazanacağınıza dair umudu yeşertecekleri ortak zeminler kurmaya çalışın. Yaratıcı olun. Seçim bölgenizi sizden iyi kimse bilmiyor. Sınırlarınızı zorlayın ve elinizden geleni yapın. İnsanları etkileyecek sürprizler hazırlayın. Akıllarında kalın. Mesela metro istasyonları, vapur iskelelerinde çay, kahve ikram edin. Lokma dağıtın! 

“SOSYAL MEDYANIN İNTERNETİN GÜCÜNÜ ASLA UNUTMAYIN”

Gönüllüleriniz, sokaklarda insanlarla etkileşimli ve yaratıcı bir biçimde seçmenlerle iletişime geçebilir, şehrin birçok noktasında sizin fotoğrafınızın veya sloganınızın olduğu tişörtler, bez şapkalar veya farklı görsel malzemelerle görünür olabilirler. Sosyal medyanın, internetin gücünü asla unutmayın. Ancak onun ruhuna göre paylaşımlar yapın. İnsanların size söz vermelerini, sizin etrafınızda kümelenmelerini sağlayın. Aynen, Trump ve Obama kampanyalarındaki gibi, seçmenlerinizin sadece oy vermesini değil gerek çevrimiçi gerek çevrimdışı dünyada, sizin için harekete geçmesini, sizi geniş kitlelere anlatmasını, reklamınızı yapmasını sağlamalısınız. Özellikle sosyal medya ağlarında, sizi ve kampanyanızı savunacak, sizin düşüncelerinizi yayacak gönüllülere, bir çeşit “dijital havariler”e fazlasıyla ihtiyacınız olacak. Tüm kanallarda sizin adınıza konuşacak, sizi savunacak kullanıcıları iyi örgütleyin. Onlarla etkileşimde olun, bilgi akışı sağlayın. Gerekirse bunu gençlik örgütünüz aracılığıyla yapın. 

Sandık sayısının neredeyse 200 bine yaklaştığı Türkiye’de, siyasal kampanyanın en önemli hedeflerinden biri de seçmenlerini sandık görevlisi olarak motive etmesidir. Sandık başında sizin için canı pahasına çalışan destekçileriniz, size zaferin yolunu açan ordunuzdur. Seçim gününde ise tüm bölgelerde size oy vereceğinden emin olduğunuz seçmenlerin öğlene kadar oy verip vermediğinden emin olun. Seçim merkezi ve sandıklar arasında hızlı bir iletişim kurun. Oy vermeye gelmeyen seçmenlerin, mahalle görevlileri tarafından aranmasını sağlayın. Gerekirse seçmenlerin sandıklara ulaşımına yardımcı olun. 

Muhalif yazar ya da politikacılardan son günlerde, bunun bir savaş değil seçim olduğuna dair beyanatlar görüyorum. Üzgünüm ama seçim kampanyaları bir çeşit “gerilla savaşı”dır. Kampanyanın son günleri de mücadelenin zirveye çıktığı zamanlardır. Bu dünyanın her yerindeki seçim kampanyalarında da böyledir, Türkiye’de de. O zaman az laf çok iş!

Bu yazı Odatv’de yayınlanmıştır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s